Osmanlı’da Ramazan, yalnızca oruç tutulan bir zaman dilimi değil; bir medeniyetin ahlak anlayışını, estetik duygusunu ve paylaşma kültürünü en yoğun şekilde yaşattığı kutsal bir dönemdi. Saraydan sokağa, konaktan imarete kadar uzanan bu ay, Osmanlı toplumunda sükûnetin, zarafetin ve bereketin ayı olarak kabul edilirdi. Ramazan, sofraların yalnızca yemekle değil; dua, edep ve ölçüyle kurulduğu bir zaman dilimiydi.
Osmanlı Ramazan geleneğinde yemek, hiçbir zaman sadece karın doyurmak anlamına gelmezdi. Sofra; sabrın, şükrün ve paylaşmanın bir sembolüydü. Bu anlayış, mutfaktan mimariye, sosyal hayattan sanata kadar her alana yansırdı.
Davulcudan Mahyaya: Ramazan’ın Sesi ve Işığı

Osmanlı İstanbul’unda Ramazan ayı, geceleri sokak sokak dolaşan davulcuların manileriyle başlardı. Sahur vakti yaklaşırken yankılanan bu sesler, yalnızca insanları uyandırmak için değil; Ramazan’ın ruhunu hatırlatmak için vardı. Davulcunun sesi, mahalle kültürünün ayrılmaz bir parçasıydı.
Ramazan gecelerinin bir diğer simgesi ise minareler arasına gerilen mahya yazılarıydı. “Hoş geldin ya Şehr-i Ramazan” gibi mesajlar, yalnızca estetik bir süsleme değil; halka verilen manevi bir davetti. Bu ışıklar altında insanlar iftara hazırlanır, vakit yaklaşırken evlerde sessizlik hâkim olurdu. Top atışıyla birlikte edilen dualar, Osmanlı Ramazanlarının en kutsal anları arasında yer alırdı.
İftar Sofraları: Gösteriş Değil, Ölçü
Osmanlı mutfağında Ramazan sofraları zarifti; ancak hiçbir zaman israfkâr değildi. Sofralar dua ile açılır, yemekler belirli bir düzen ve denge içinde sunulurdu. Amaç mideyi doldurmak değil, bedeni ve ruhu birlikte beslemekti.
Geleneksel bir Osmanlı iftar sofrasında genellikle şu sıralama izlenirdi:
- Hurma veya zeytin
- Bal, kaymak ve hoşaf
- Çorba (özellikle tarhana veya tutmaç)
- Ana yemekler (kuzu yahni, mutancana, saray pilavları)
Bu düzen, yüzyıllar boyunca korunmuş bir sofra terbiyesinin göstergesiydi. Osmanlı Ramazan mutfağında lezzet kadar ölçü ve denge de ön plandaydı.
Saraydan Halka: Aynı Kazanın Bereketi
Osmanlı’da Ramazan ayı, sosyal adaletin ve dayanışmanın en güçlü şekilde hissedildiği dönemdi. İmarethaneler herkese açıktı; zengin ya da fakir ayrımı gözetilmezdi. Saray mutfağında pişen yemeklerle halkın yediği yemekler arasında lezzet farkı değil, yalnızca sunum farkı vardı.
Bu anlayış, mutfağın bir güç gösterisi değil; birleştirici bir unsur olduğunu ortaya koyuyordu. Ramazan, Osmanlı toplumunda yalnızca bireysel bir ibadet ayı değil; toplumsal vicdanın da diri tutulduğu bir zaman dilimiydi.
Ramazan Eğlenceleri: Ruhunu Kaybetmeyen Neşe
Osmanlı’da Ramazan geceleri yalnızca ibadetle değil, edep sınırlarını aşmayan bir neşeyle de yaşanırdı. Teravih namazı sonrasında Karagöz ve Hacivat oyunları, meddah hikâyeleri ve musiki fasılları düzenlenirdi.
Bu eğlenceler, insanları bir araya getiren; ama Ramazan’ın ruhunu zedelemeyen bir anlayışla sunulurdu. Neşe vardı, ancak ölçülüydü. Eğlence vardı, ancak derinlikliydi.
Bugün O Ruh Nerede Yaşıyor?
Günümüzde Osmanlı’da Ramazan geleneğini birebir yaşamak zor olsa da, bu ruhu yaşatmaya çalışan sofralar hâlâ var. İşte tam da bu noktada, geçmişin o zarif Ramazan anlayışı günümüzde yeniden hayat buluyor.
Deraliye Restaurant, Osmanlı saray mutfağından ilham alan reçeteleriyle Ramazan ayını yalnızca bir iftar yemeği olarak değil, tarihle kurulan bir sofra olarak sunuyor.
Burada sunulan her tabak:
- Bir saray defterinden
- Bir aşçıbaşı notundan
- Asırlık bir mutfak geleneğinden iz taşır
Ramazan’da Deraliye’ye gelmek, yalnızca bir restorana gitmek değil; Osmanlı’nın Ramazan sofrasına misafir olmaktır.
Osmanlı Ramazan Sofrasını Bugün Tatmak
Bugün Ramazan’ı yalnızca takvimde değil, sofrada da hissetmek isteyenler için bu gelenek hâlâ yaşıyor. Tarihi okuyarak değil, tadarak öğrenmek isteyenler için Osmanlı mutfağı, Ramazan ayının anlamını yeniden hatırlatıyor.
Osmanlı’da Ramazan; sabrın, paylaşmanın ve zarafetin ayıydı. Sofralar gösteriş için değil, şükür için kurulurdu. Bugün bu ruhu yaşamak isteyenler için adres bellidir.
2026 yılında Ramazan, geçmişi yalnızca anmak değil; onu sofrada yeniden yaşamak isteyenleri Deraliye Restaurant’a bekliyoruz.